Atatürk’ün Mührü

21 Kasım 2014
1.023 kez okundu

ataturkİlk diş ağrısıyla çok küçük yaşlarda tanıştım. Günlerce süren ağrılar sebebiyle, uyku da uyuyamadığımdan rahmetli babam köyde şimdi şu anda belediye binasının karşısındaki belediye garajının yerindeki Köroğlu’nun dükkânına bitişik olan berber dükkânına götürmüş ve ilk dişim Berber Mustafa Duman Dayı tarafından çekilerek ağılarımdan da kurtulmuştum. Bu hadiseden sonra çok uzun yıllar diş sorunum da olmadı.
İlkokula gittiğim yıllarda, okulun büyük salonunda bizlerin ulaşamayacağı yüksekliğe asılmış kocaman bir levhadaki çürük bir diş resminin altında büyük harflerle “Bir çürük diş neler yapar” ibaresini ve alt alta sıralanmış insan vücudunda yaptığı hastalıkları da hatırlarım..
Çocukluğumda köyde bulunan nahiye müdürü, nüfus memuru, öğretmen, jandarma komutanı gibi kimselerin içine giremediğimizden, onları bilemem ama onlardan gayri olanımızın, büyüklerimiz de dâhil, diş fırçasını kullanan ve hatta bilen bir kişinin olduğunu sanmam.
Büyüyüp hayata atıldığımız yıllarda bile, maddi yönden sanki lüksmüş gibi gelmesinden, örf ve adetlerimizde de olmadığından olacak ki ona satıldıkları eczanelerde şöyle bir bakıp geçiyorduk. Belki de fayda ve özelliği bizlere gereği kadar anlatılamamış da olabilir ama şimdi düşünüyorum da, bu hatamın cezasını ailemin hemen hemen tamamına çektirdiğimi de itiraf etmem gerekiyor…
Ancak bizden büyüklerden bazılarının yelek cebinde taşıdıkları adına misvak denilen nereden temin ettiklerini bilemediğim uçları fırça gibi bir nesneyi köyün o çeşmelerinde abdest alırken kullandıklarını görürdüm.
Eşimin dişleri çok erken yaşlarda çürümeye başladığından, diş tabibi ile tanışmalarımız da çok erken başlamıştı. O yıllarda ikamet ettiğimiz Çumra’da diş tabibi olmadığından, ağrıyı çeşitli ağrı kesiciler ile dindirmeye çalışırken memuriyetimizin Konya’ya taşınması ile ilk tedaviye de orada başlamıştık.
Eşim Konya’dan memuriyetimiz sebebiyle gittiğimiz Ermenek ve Karamanda da dişlerinden tedavi görürken, benim dişlerim onunkinden sağlam çıkmış ve uzun yıllar dişçiye gitmemiştim. İşte o yıllarda birlikte yemek yerken eşim zorlanır ve bana dönerek “Ne olacak benim dişlerim teneke, seninkiler ise ATATÜRK’ÜN MÜHRÜ GİBİ SAPA SAĞLAM DURUR” diye takılır ve İnşallah bir gün senin dişlerin de benimki gibi olur diye devam eder, birlikte gülerdik.
Bu yaşa gelinceye kadar tabii ki benim dişlerimden kaybettiklerim de oldu. O günlerde diş ağrılarımı gören eşim “Bu ağrıyı bilirim zordur” der ve sanki kendi dişiymiş gibi, yüzüme acıyarak bakardı.
Şu anda diş tabibinin o meşhur koltuğuna oturanların da bildiği gibi üç haftadan beri yoğun bir şekilde o koltuklardan birinde acılara dayanmaya çalışıyorum. Bu diş onarımından sonra eşimin tabiri olan “Atatürk’ün mührü” dönemini yaşayacağımı asla sanmam ama inşallah birazcık rahatlayacağımı umarım..
Güncel olarak birde şu günlerde trafik, maden, inşaat gibi işlerde ihmal ve tedbirsizlikten oluşan kazalar sebebiyle pek çok kurban verdiğimiz insanlar var. Zengini daha fazla zengin etme politikası ve “Beğenmeyen gelip çalışmasın” anlamında bu insanların işsizliğinden ve çaresizliğinden çıkar sağlayarak zenginliğine zenginlik katan çıkarcı iş sahibi, patronlar çoğaldı.
Her şeyi maddiyata bağlayan bu patronların bazıları da işinde hayatını kaybedenlerin geride bıraktığı dul ve yetimlerine birkaç kuruş kan parası vererek, bu biçare garibanları susturmaya çalışıyorlar.
Başımızdakiler halife Ömer’in birisi tarafından hançerlendikten sonra son nefesini verirken oğlu Abdullah ile olan konuşmasının hikâyesini muhakkak ki bilirler. Hani oğlu Abdullah’ın babasına “Bir daha ne zaman görüşeceğiz?” sorusuna babasının önce “kıyamette”, oğlunun daha erken olmaz mı? ısrarı üzerine de, “iki gün sonra rüyasına geleceğini” söylemesi, ama 12 yıl sonra ancak gelebilmesi, oğlunun “Neden bu kadar geciktin?” sorusuna da “Çünkü hesap veriyordum. Meğer Irak fethedilirken köprünün biri yıkılmış da koyunlardan biri suya düşmüş. Verdiğim hesabın en ağırı buydu” dediği hikâye.
Dert üstüne dert misali son yıllarda yurdumuzda cereyan eden olayların tamamının da nedeni bence, bizim rahmetlinin bir zamanlar benim dişler için ATATÜRK’KÜN MÜHRÜ kadar sağlam dediği benzetmede olan ve o meşhur mührü taşıyan ilkeleri birer birer terk etmemizden, insana değil maddiyata dönmemizden olduğu kanaatindeyim.
Söylenecekler çok ama, yeri ve zamanı değil. Allah daha beterinden saklasın.

Tevfik Demir
Konya’da ki Yeşildereli

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

webmaster wordpress site analiz seo analiz
ibrala.com Sitesi Yunus Emre Medya Tanıtım Web Tasarım ve Organizasyon'a Aittir.