Hafızın Kulaklığı

1 Kasım 2014
998 kez okundu

kulaklikKöye ne zaman geldiklerini bilmiyorum ama çocukluğumdan beri tanıdığım Karmandan gelerek yerleşmiş bir aile vardı: Eskici Hafız. Esas ismi nedir bilmiyorum ama onu herkes Hafız adıyla bilir ve çağırırdı. Soyadının ise Yemenici olduğunu hatırlarım.
Hafız amca şimdi rahmetli Mehmet Uysal’a ait (Karaoğlan) evde eski adı ile Çıbığın altı denilen yerin ikinci katında otururdu. Kulağı duymadığı için ona sağır Hafızda derler onunla konuşurken bağırarak konuşurlardı.
Hafız amca o yıllar kalabalık olan köyde manifaturacılık yaparak geçimini sağlayan biri olup camilerde fahri olarak imamlık ta yapardı
Köyde bizim eve de çok yakın oturduklarından ailecek bir birimizi çok iyi tanır ve gece gündüz çokça birlikte olurduk.
Son yıllarda bu aile Karaman’a tekrar göçmüş olup çocuklarından Halil, bugün eski Kervansaray hanının yerinde İbrala pazarı adı ile meslekleri manifaturacılığa devam etmektedir.
O yıllar oturdukları eve bitişik olarak en yakın komşuları rahmetli Hacı Alilerin Osman, Osman Uysal, eşimin babasının evidir. Yazımızın esas konusu olan Hafızın Kulaklığı hikâyesini de rahmetli eşim şöyle anlatmıştı.
Bir gün evimizde anamla birlikte otururken komşumuz Hafızın büyük kızı gelmiş ve “Cennet aba anam seni çağırıyor. Acele bize gelecekmişsin “deyince anamla birlikte bende vardım. Remziye abla bir yerde yatmış ve acılar içinde kıvranırken biryandan da ağzına gelen küfürlerle kocasına söyleniyordu.
Anama dönerek “Hay Cennet aba, o eli kolu kırılasıca kocam beni dövdü. Hem de şu sopa ile demiş, sırtını ve bacaklarını açarak morarmış, kararmış sopa yerlerini gösteriyordu.
Anam hemen oradaki bir dibek (Havan) içinde kuru üzümü döverek yaralarına sürmüş ve bezlerle bağlamıştı. Biz çocuklar da onu seyrediyorduk.
Bu işler bittikten sonra anam. “Kız Remziye kocana ne yaptın da kızdırdın. Suşsuz bir kadını kocası dövermi? Deyince Remziye abla şöyle demişti.
Her zamanki gibi bugünde öğleyin eve geldi ve kendisine yemek hazırlamamı söyledi. Akşamda ve sabahta zaten yemek yapıp birlikte yiyoruz. Ama ben bu herifin öğleyin de yemek istemesinden bıktım. Öğleyin ne olacak biz ufak demek birşeler yeyip geçiştiriyoruz. Hayır, efendim beyefendi öğleyin de yemek yiyecekmiş..
İşte bugünde gelmiş yemek istiyordu. Bende bir taraftan yemek yapmaya çalışırken diğer taraftan nasıl olsa kulağı duymaz diye ağzıma ne geldiyse ona söyleniyordum ki sırtıma ve bacaklarıma bu sopalar inmeye başladı..
Bir taraftan bana vururken diğer taraftan da “Demek her gün bana bu şekilde küfürler ediyordun oro… diyerek elindeki sopayla acımadan vuruyordu..
Remziye abla devamla. “Dün Karaman’a gitmişti. Meğer oradan kulağına kulaklık almış ve benim söylediklerimin hepsini de bugün duyuyormuş demişti.
Oradan ayrılıp evimize dönerken ben artık gülmekten kendimi tutamıyordum.Şimdi bile bu işitme cihazını kimin kulağında görsem o günü hatırlar gülerim demişti.
Allah rahmetini onlardan esirgemesin.

Tevfik Demir
Konya’daki Yeşildereli

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

webmaster wordpress site analiz seo analiz
ibrala.com Sitesi Yunus Emre Medya Tanıtım Web Tasarım ve Organizasyon'a Aittir.